kurnazsan gideceğin yere hazırlancan...

14/1/2007 - 1400 yıl önce gelen Email...

Ey Allah (c.c.)ın kulları!

Bugünün genç müslümanları!

Her gün sabırsızca bekliyorsunuz,

"Bana e-mail geldi mi?" diye.

Günde bir kaç kez online oluyorsunuz.

Mutlu oluyorsunuz,

"Bir mailiniz var!" yazdığında.

Okumak için sabırsızlanıyorsunuz.

Bazı mesajlar gerçekten güzel,

Arkadaşlarınızdan, dostlarınızdan sıcacık.

Fakat çoğu öylesine gelmiş; alakasız.

Sadece zamanınızı alıyor.

Derhal siliyorsunuz.

Biliyor muydunuz, yaklaşık 1400 yıl önce,

Allah(c.c.) size uzun bir e-mail gönderdi.

Meleği Cebrail(a.s.) aracılığıyla elbet,

Kulu Muhammed Aleyhisselatuvesselam’a

Açtınız mı bu e-maili?

Subject: Kur’an,

"Kuşku Barındırmayan Rehber"

Download ettiniz mi bu dosyayı?

Kalbinize bookmark’ladınız mı?

Hayatınızın "favoriler"ine eklediniz mi?

Her sabahınızın "başlangıç sayfası" yaptınız mı?

Açtıysanız bu e-maili

Hepsini okumuş olmalısınız...

Gönderilen elçilerin kıssalarını...

Helak olan kavimlerin öykülerini...

İnsanlığa mesajları,

Günlük hayatınızın rehberini,

Geleceğe dair güzel haberleri, müjdeleri.

Allah’ın sizden "reply" edip,

E-mail olarak iyi amel beklediğini.

şimdi, her sabah uyandığınızda;

İlk bu e-maili okuyun.

Kur’ân’da "save" edildiği şekliyle,

Hatırlayın ve ona göre "reply" eyleyin.

Sevgili genç müslümanlar;

İslamın geleceğine "enter"leyin.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/12/2006 - Seçim bizlere aittir...

Arjantinli ünlü golfçü Robert Vincenzo yine bir ödül kazanmış, ödülünü alıp kameralara poz vermiş. Ardından klubüne uğramış, eşyalarını toplayıp otoparktaki arabasının yanına doğru yürümüş. O sırada yanına bir kadın yaklaşmış. Vincenzo'yu kutladıktan sonra ona küçük bir bebeğini olduğunu,
bebeğin çok hastalandığını ve hastane masraflarını karşılayamadığını onun her gün biraz daha ölüme yaklaştığını anlatmış, bir çırpıda. Kadının anlattıkları Vincenzo'yu çok etkilemiş..


Hemen çek defterini çıkarmış ve turnuvadan kazandığı paranın bir bölümünü yazıp imzalamış. Çeki kadına uzatmış. O sırada kadına "umarım bebeğinin iyi günleri için harcarsın" demiş.


Ertesi hafta Vincenzo klupte öğle yemeğini yerken Golf derneği'nin bir üyesi yanına yaklaşmış ve "otoparktaki çocuklar, geçen hafta siz turnuvayı kazandığınız gün bir kadının yanınıza yaklaştığını ve sizinle konuştuğunu söylediler" demiş.
"Evet" demiş Vincenzo, "bunun nesi garip ?"
"Garip değil tabi ki" demiş adam," ama size bir haberim var o kadın bir sahtekarmış. Sizin gibi zengin kişilere yaklaşıp hasta bir bebeği olduğunu söyleyip para koparırmış. Korkarım sizden de koparmış." Vincenzo şaşkınlıkla " yani ölümü beklenen bir bebek yok mu ?" demiş. "Yok" demiş adam. "İşte bu hafta duyduğum en iyi haber" demiş Vincenzo.



İşte buna bakış açısı farkı diyoruz. Kimi parasını kaybettiğine üzülür ama kimi de Vincenzo gibi ölümü bekleyen bir bebek olmamasına sevinir. Aynı pencereden dışarı bakan iki kişiden biri sokaktaki çamuru, diğeri gökyüzündeki yıldızları görebilir. Seçim bizlere aittir...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/12/2006 - Tanrı var mıdır?

Bir üniversite profesörü öğrencilerine
su soruyu sorar;
- 'Var olan her şeyi Tanrımı yarattı?'

Cesur bir öğrenci ayağa kalkar ve yanıtlar.
- 'Evet her şeyi Tanrı yarattı!'

Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine
'evet efendim' diye yanıtlar.

Profesör devam eder;
-'Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan
var olduğuna göre şeytanı da Tanrı yaratmış
olur ve çalışmalarımızda uyguladığımız
'Kesinleştirme' prensibine göre de Tanrı şeytandır.

Öğrenci böyle bir önerme karşısında şaşırır
ve yerine oturur. Profesör ise öğrencilerine
bir kez daha Tanrı'nın içindeki kaderin bir
efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur.

Bu arada bir öğrenci ayağa kalkar ve;
-Bir soru sorabilir miyim profesör? der. Profesörde
sorabileceğini söyler.

Öğrenci ayağa kalkar ve 'Soğuk var mıdır? diye
sorar.

Profesör; Nasıl bir soru bu böyle, tabi ki
vardır ' diye yanıtlar. 'Sen hiç soğuktan
üşümedin mi?'

Öğrenci ; -'Aslında, fizik yasalarına göre soğuk
yoktur. Yaşamda/realitede biz soğuğu sıcaklığın
yokluğu olarak düşünürüz. Herkes veya nesneler
o enerji oradaysa veya bir şekilde enerji iletiyorsa
onu deneyimler. Örneğin, Absolute 0 (-460 derece F)
sıcaklığın kesin yokluğudur (hiç olmadığı seviyedir).
Tüm maddelerin bu seviyede reaksiyon verme özellikleri
bozulur ve değişir. Soğuk yoktur, o yalnızca
sıcaklığın yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif
etmek için yarattığımız bir kelimedir' der ve devam eder,

- Profesör, karanlık var mıdır?

Profesör ;
- 'Tabi ki vardır'.

Öğrenci yanıtlar,
- 'Korkarım gene yanılıyorsunuz efendim. Çünkü, Karanlıkta
yoktur. Yaşamda/realitede karanlık ışığın yokluğudur.
Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız.
Gerçekte, biz Newton'un prizmasını kullanarak beyaz
şığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları
üzerinde çalışabiliriz. Ama karanlığı ölçemeyiz.
Bir basit ışık işini karanlık bir mekanı aydınlatarak
karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz kılar.
Siz belli bir mekanın/uzayın ne kadar karanlık
olduğundan nasıl emin olursunuz? Işığın miktarını
ölçersiniz! Bu doğrudur değil mi? Karanlık insanlık
tarafından, ışığın olmadığı yer/mekan için kullanılan
bir kelimedir.

Son olarak öğrenci profesöre gene sorar;
- 'Efendim şeytan var mıdır?

Bu kez profesör pek emin olamamakla birlikte yanıtlar;
-'Tabi ki, açıkladığım gibi, biz onu her gün ,her yerde
onu görürüz. Şeytan/kötülük bir kişinin
başka bir kişiye her gün sergilediği insaniyetsizliğinin
bir örneğidir.O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda,
şiddette yer alır. Bunların tümü şeytanın kendisinden
başka bir şey de değildir.' der.

Öğrenci devam eder;
- 'Şeytan yoktur efendim. Yani o kendi başına yoktur.
Şeytan basit olarak Tanrının yokluğudur.O aynen karanlık
ve soğuk ta olduğu gibi insanın tanrının yokluğunu tarif
etmek üzere yarattığı bir kelimeden ibarettir.Tanrı
şeytanı yaratmadı. Şeytan/kötülük insanın tanrısal
sevgiyi yüreğinde duyumsamadığı zaman deneyimlediklerinin
bir sonucudur. O aynen sıcaklığın olmadığı yere gelen
soğuk ya da ışığın olmadığı yere gelen karanlık gibidir.

Profesör yerine oturur. Genç öğrencinin adı
Albert Einstein'dir.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/12/2006 - iki soru iki cevap...

Zamanın birinde ünlü bir bilgeye iki soru sormuşlar.
Birincisi ; “İnsanoğlunun seni en çok şaşırtan
davranışları nedir?”

Bilge tek tek sıralamış :
Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler.
Ne var ki çocukluklarını özlerler...

Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler.
Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler...

Yarından endişe ederken bugünü unuturlar.
Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar...

Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi
ölürler...



Sıra gelmiş ikinci soruya ; "Peki sen ne öneriyorsun?"

Bilge yine sıralamış;
”Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın! Yapılması gereken
tek şey, sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır…”

”Önemli olan; hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az
şeye ihtiyaç duymaktır.”

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

..........................

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

gulsultan
anlamsizfirtina
hayber